Pusula Editoryal İncelemesi
Musa Dağı'nın eteklerinde, Akçay deresinin aktığı vadideki Olympos, sarmaşıklar arasındaki lahitleri, Roma dönemi mozaikleri ve doğrudan plaja açılan kumsalıyla Akdeniz'in en bohem ve büyüleyici arkeolojik sahasıdır.
Olympos, M.Ö. 2. yüzyılda Likya Birliği'nin 3 oy hakkına sahip 6 büyük metropolünden biri olarak kurulmuştur. M.Ö. 1. yüzyılda Kilikyalı korsan Zeniketes'in kontrolüne geçen kent, Roma komutanı Servilius Isauricus tarafından fethedilene kadar korsanların Akdeniz'deki ana üssü olmuştur.
Kentin kalıntıları, vadinin iki yakasına dağılmıştır. Ortasından akan berrak Akçay Deresi, antik dönemde gemilerin yanaştığı bir iç liman olarak kullanılmıştır. Günümüzde nehir kenarında yürürken sarmaşıklarla kaplı Kaptan Eudomos'un denizci lahdi, Roma tiyatrosu, hamam kompleksi ve piskoposluk sarayı kalıntıları ziyaretçileri karşılar.
Örenyerinin en büyüleyici özelliği, patikanın sonunda çam ağaçlarının arasından birdenbire masmavi Olympos Plajı'na açılmasıdır. Çıralı sahiliyle birleşen bu kumsal, Caretta caretta kaplumbağalarının doğal yuvalama alanı olup hiçbir beton yapının bulunmadığı sit alanıdır.
Olympos'u anlamanın yolu dere yatağını merkeze almaktır. Bakanlığın ören yeri tanıtımına göre antik kent Ulupınar'ın iki yanına yayılır ve iki yakayı birleştiren köprünün izleri hâlâ seçilebilir; kalıntıları tek bir giriş yapısı etrafında aramak bu yerleşim düzenini gözden kaçırır.
Roma dönemi tiyatrosu, bazilika ve hamam kalıntıları farklı dönemlerin izlerini gösterir. Bakanlığın özellikle andığı Kaptan Eudomos lahdi ile iç duvarlarında fresk izleri bulunan Bizans kilisesi, sahile acele etmeden bakmaya değer iki kültür durağıdır.
Açık ören yerlerinde güneş, düzensiz taş zemin ve uzun yürüyüş ziyaret deneyimini belirler. Yapıların üzerine çıkmadan işaretli güzergâhı izleyin.






